| |
|
|
» Haberin devamı... |
|
|
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE AHŞAP YAPILARDA TAŞIYICI SİSTEMLER
Dr.İnş.Y.Müh. Adem Doğangün, Dr.Y.Mim. Ö.İskender Tuluk, İnş.Müh.Öğr. Ramazan Acar, İnş.Y.Müh. Ramazan Livaoğlu Karadeniz Teknik Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Trabzon Türkiye’de ahşap taşıyıcı sisteme sahip yapı üretimi yaklaşık 40 yıl öncesine kadar yaygın bir şekilde görülmesine rağmen, özellikle betonarme yapım tekniğinin ortaya çıkması ve gelişmesiyle yapı sahibi olmak isteyenler bu süre içinde genellikle tercihlerini betonarme yapılardan yana kullanmışlardır. Gecekondu türü basit yapılar için ise genellikle yığma yapı olarak adlandırılan ancak yığma yapılar için gerekli koşulları sağlamayan yapılar tercih edilmiştir. İnsanların genel tercihleri betonarme ya da yığma türü binalardan yana olunca da ahşap taşıyıcı sisteme sahip yapılar nadiren yapılmış ve bu yapılar unutulmaya yüz tutmuşlardır. Ancak ABD, Kanada, Japonya ve Avustralya gibi gelişmiş ülkelerde ahşap yapılar için bu tür bir yol izlenmeyip teknolojinin verdiği imkanlardan da yararlanarak yeni detay ve teknikler geliştirilmiş ve bu ahşap yapılar inşa edilmeye devam edilmiştir. Bugün ABD’de ahşap yapılar genel olarak tüm yapıların %80-%90’ını oluşturmakta, Kaliforniya gibi deprem bölgesindeki yerleşim yerlerindeki konutlarda ise bu oran %99’a kadar çıkmaktadır (Cobeen 2004). Türkiye için de yapılması gereken; bu yapıları hiçbir irdeleme yapmadan birkaç basit nedenle tamamen devre dışı bırakmak yerine, çağdaş mimari anlayışa ve teknolojiye uygun olarak değerlendirmek, bu değerlendirmelere göre performanslarının iyi ve kötü olduğu hususları belirlemek ve eksik yönlerini geliştirme çarelerini aramaktır. Bunun sonucunda da ahşap taşıyıcı sisteme sahip yapıları, insanlarımızın depremde can güvenliği ve ülke ekonomisi yönünden değerlendirerek, üstün ve zayıf oldukları hususlarla birlikte konut sahibi olmak isteyenlere en azından bir seçenek olarak sunmaktır. Ülkemizde
son yıllarda gerçekleşmiş en büyük afetlerden olan 1999
Kocaeli ve Düzce depremleri, bazı teknik eleman ya da araştırmacıların
dikkatlerinin geleneksel yapılar üzerine yoğunlaşmasını
sağlamıştır. Bunun bir sonucu olarak da birçok araştırmacı
ve gözlemci deprem sonrasında bu yapıların deprem performansları
hakkında görüş bildirmişlerdir (Tobriner 2000, Gülhan
ve Güney 2001, Komut 2001, Parsa 2001, Gülkan ve Langenbach 2004). Bu
görüşler genelde geleneksel yapıların deprem performanslarının,
betonarme yapıların performanslarına göre daha üstün
olduğu şeklinde oluşmuştur. Oysa daha önceki depremlerde
bu yapıların deprem performansları hakkında ya hiç
görüş sunulmamış ya da çok kısıtlı bilgiler
ve görüşler sunulmuştur. Araştırmacılar da
geleneksel yapıların çeşitli yük ya da yük etkisindeki
davranışları üzerinde çalışmalarına sözkonusu
depremlerden sonra başlamışlardır. Bu bağlamda
sunulan bu çalışmada Türkiye’de geçmişte geleneksel yapılarda
uygulanmış ve bugün de uygulanmakta olan ahşap yapılardaki
taşıyıcı sistemler tanıtılmakta, bunlar
dayanım ve rijitlik açısından irdelenmektedir. 2. TAŞIYICI SİSTEM ÇEŞİTLERİ Ahşap yapıların taşıyıcı sistem elemanları yük aktarımı açısından aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir: - Çatı taşıyıcı elemanları: Genelde beşik ya da oturtma çatı olarak inşa edilen çatılarda taşıyıcı eleman olarak ahşap kirişler, dikmeler, gergi ve payandalar kullanılmaktadır. - Döşeme-kiriş elemanları: Kalıcı ve hareketli yükler etkisinde kalan döşeme kaplamaları tali kirişlere, tali kirişler de ana kirişlere mesnetlenmektedir. Türkiye’deki geleneksel yapılarda genellikle zemin kat üzerinde çıkmalar bulunmaktadır. Bu çıkmalar yapı ağırlık merkezini zeminden daha yükseğe taşıdığından ve yapının daha küçük bir alana oturmasına neden olduğundan deprem davranışı için istenmeyen bir durum meydana gelmektedir. Ancak bu çıkmalar yapı kenarlarındaki dikmelere yükün daha dengeli etkimesini sağlayarak bu elemanlarda oluşacak eğilme momentinin azaltılması yönünde katkıda bulunmaktadırlar. - Merdivenler: Geleneksel ahşap yapılarda merdivenlerin çok farklı uygulamalarıyla karşılaşmak mümkündür. Bu yapılardaki merdivenler bazen kendileri bağımsız bir taşıyıcı sisteme sahip olarak yapılmışlar bazen de kat kirişlerine mesnetlenerek yapı taşıyıcı sisteminin bir parçası olmuşlardır. - Duvarlardaki taşıyıcı elemanlar: Bu elemanlar, kullanılan ahşap yapı tekniğine bağlı olarak, yatay olarak düzenlenen kütük gibi ahşap elemanlar, düşey olarak düzenlenen dikmeler, eğik olarak düzenlenen elemanlar (payandalar, diyagonaller) ve panel duvarlardan oluşmaktadır. Burada esas olarak bu elemanlar üzerinde durulmakta ve ahşap taşıyıcı sistemler bu elemanlara göre sınıflandırılmaktadır. - Temeller: Ahşap yapıların temellerini genellikle kagir bir zemin kat ya da zemin üst yüzeyinden itibaren belirli bir yükseklikte yapılan kagir duvarlar oluşturmaktadır. Bazen dikmeler Şekil 1’de görüldüğü gibi taş temellerle mesnetlenmektedir. Bu durumda düşey yükler etkisinde bir sorunla karşılaşılmayabilir. Ancak, özellikle deprem durumunda, ahşap elemanın mesnetlendiği temel taşının, zemin hareketi sonucunda yerinden oynaması ve dikmelerin ötelenmesi sözkonusu olacağından, bu tür bir dikme-temel birleşim bölgesinden iyi bir performans beklenmemelidir. Nitekim, 1944 Bolu, 1967 Mudurnu Vadisi ve 1970 Gediz depremlerinde yıkılan ahşap karkas yapılarda dikmelerinin iri taşlara mesnetlendiği gözlemlenmiştir (Bayüllke 2004). Ahşap yapı temeli olarak ahşap elemanlar da kullanılmaktadır. Su altında kaldığı sürece sertliği artan ve uzun yıllar sonra bir tür taşlaşma özelliği gösteren kestane ağacı bu tür temeller için tercih edilmektedir (Tülay 1998). Tüm yapılarda ahşap, betonarme ya da çelik taşıyıcı sistem elemanları genel olarak benzer yüklerin etkisinde kalmaktadır. Düşey yükler, yatay olarak düzenlenmiş döşeme-kiriş gibi elemanlara etkimekte, bu elemanlar taşıdığı yükleri kolon ve perde duvar gibi düşey taşıyıcı elemanlara iletmekte, düşey elemanlar ise bu yükleri temellere aktarmaktadır. Bilindiği gibi temeller de bu yükleri, temel çeşidine bağlı olarak, mesnetlendikleri zemin ortamına iletmektedir. Deprem durumunda ise yapı ağırlık merkezine etkiyen deprem yükleri döşeme kiriş gibi elemanlar aracılığı ile eğilme rijitliklerine bağlı olarak düşey taşıyıcı elemanlara aktarılmaktadır. Genelde yukarıda adı geçen tüm taşıyıcı elemanlar yük aktarımı için önemli olmakla birlikte, özellikle deprem esnasında yapıların ayakta kalabilmesi büyük oranda düşey taşıyıcı elemanların performanslarına bağlı olduğundan bu elemanlar çok daha önemli olmaktadır. Bu nedenle sunulan bu çalışmada esas olarak duvarlarda kullanılan bu tür taşıyıcı elemanlar üzerinde durulmaktadır. Ahşap yapılarda özellikle geleneksel olarak inşa edilenlerde bölgenin koşullarına ve ustaların bilgi-becerilerine bağlı olarak çok farklı taşıyıcı sistemler uygulanmıştır. Dolayısıyla bunları mimari ve taşıyıcılık açısından farklı şekillerde sınıflandırmak mümkündür. Burada ahşap yapılar, duvarlarda kullanılan taşıyıcı sistemlere ve bunların yük etkisinde çalışma biçimlerine bağlı olarak, aşağıdaki gibi sınıflandırılmakta ve açıklanmaktadır: - Taşıyıcı sistemi kütüklerden oluşan ahşap yapılar. - Taşıyıcı sisteminde eğik elemanlar bulunmayan ahşap yapılar. - Taşıyıcı sisteminde eğik elemanlar bulunan ahşap yapılar. - Taşıyıcı sistemi yatay çıtalarla güçlendirilmiş (bağdadi) ahşap yapılar. -
Taşıyıcı sisteminde panel duvarlar bulunan ahşap
yapılar. 2.1. Taşıyıcı sistemi kütüklerden oluşan ahşap yapılar Bu yapım tekniğinde kütükler yatay doğrultuda birbirine bindirilerek, köşelerde ve oranında boğaz kesme yöntemiyle çatılıp, dışarıda 30 cm civarında bir çıkıntı bırakılmaktadır. Kütüklerin oluşturduğu duvarlar hem taşıyıcı hem de bölücü özelliğe sahiptirler. Sözkonusu teknikle inşa edilen duvarlar ahşap yığma duvar olarak da adlandırılmaktadır. Bu tür ahşap yapılar Bolu, Gerede, Kızılcahamam ve Doğu Karadeniz yörelerinde bulunmaktadır (Tülay 1998). Şekil 2’de bu teknikle Artvin yöresinde inşa edilmiş ahşap yapılar görülmektedir. Geleneksel
ahşap kütük yapılarda düşey yükler, uçlarından mesnetlenmiş
yatay olarak uzanan kütüklerin birbirine temasıyla en üst kütükten
alta doğru aktarılarak temele kadar ulaşmaktadır.
Dolayısıyla da kat sayısının artması gibi
ağır düşey yüklerin etkimesi durumunda, geleneksel olarak
yapılan bu tür bir taşıma sisteminin uygun olmayacağı
söylenebilir. Diğer taraftan deprem ve rüzgardan dolayı yatay
yüklerin etkimesi durumunda, bu yükler kütüklerin uçlarının
çatıldığı bölgeyi kesmeye zorlamaktadır. Bilindiği
gibi ahşabın kesme dayanımı çekme dayanımına
göre oldukça düşüktür (TS647 1979, Odabaşı 1997). Ancak
kütükler işlenip temas eden yüzeyleri düzlenip mekanik ya da kimyasal
olarak bu yüzden kütükler birbirine ankre edilir, birleşim bölgesi
de bağlantı elemanlarıyla güçlendirilirse bu yapıların
da yatay yüklere karşı dayanımını artırmak
mümkündür. Diğerlerine göre ekonomik olmayan kütük evler dünyanın
değişik bölgelerinde bu ya da buna benzer tekniklerle inşa
edilmektedir (Avlar 2002). 2.2. Taşıyıcı sisteminde eğik eleman bulunmayan ahşap yapılar Genellikle deprem riskinin önemli olmadığı bölgelerde eğik elemanların bulunmadığı taşıyıcı sistemlerle inşa edilen ahşap yapılarla karşılaşılmaktadır. Bu yapıların duvar bölgesinde ahşap taşıyıcılar sadece düşey olarak düzenlenmiş dikmelerden oluşabildiği gibi dikmelere ilave olarak yatay elemanlar da kullanılabilmektedir (Şekil 3). Yatay ve düşey ahşap elemanlar arasında kalan boşluklar boş bırakılmakta ya da doldurularak sıvanmaktadır (Şekil 4). Düşey yükler etkisinde dikmeler basınca çalışmaktadır. Genelde kare ya da kareye yakın kesitli olarak düzenlenen dikmelerde burkulma sorun olmadığı sürece, bunlar düşey yüklere karşı yeterli dayanımı gösterebilirler. Bu teknikle inşa edilen yapılarda yatay ahşap elemanlar ve dolgu malzemeleri dikmelerin burkulmasını önleyici yönde katkıda bulunmaktadır. Sadece
düşey dikmelerden oluşan taşıyıcı sisteme
sahip yapıların, rüzgar ve özellikle deprem gibi yatay yükler
etkisinde iyi bir performans göstermesi beklenemez. Çünkü yatay yük
etkimesi durumunda bu yükler esas olarak sadece dikmelerin uçlarındaki
birleşim bölgesi tarafından karşılanmaya çalışılacaktır.
Dolayısıyla bu durumda ahşabın en iyi dayanım
gösterdiği çekme özelliğinden yararlanılamamaktadır.
Bağlantı detayına bağlı olmakla birlikte düşük
yatay yük seviyelerinde bile bağlantının kopma ihtimali
yüksektir. Dikmelere ilave olarak ahşap yatay elemanların
da kullanıldığı yapıların yatay yüklere
karşı, sadece dikmelerin kullanıldığı
yapılara göre daha iyi bir performans göstermesi beklenebilir.
Ancak bu tür yapılarda da ahşap elemanlar çekmeye çalıştırılamamaktadır. 2.3. Taşıyıcı sisteminde eğik elemanlar bulunan ahşap yapılar Depremde iyi performans göstermesi beklenmeyen sadece dikmelerin bulunduğu yapılardaki bu eksikliği gidermek için deprem bölgelerindeki geleneksel yapılarda genellikle taşıyıcı eğik elemanlar kullanılmıştır. Bu elemanlarda ahşap daha yüksek dayanıma sahip olduğu lif doğrultusunda çekmeye ve basınca çalıştırılmakta, dolayısıyla da yapı deprem ve rüzgar durumunda daha yüksek performans gösterebilmektedir. Ancak bu tür yapılarda da büyük kesme kuvveti oluşumuna neden olacak kısa eğik eleman oluşumundan kaçınmak gerekmektedir. Şekil 5’de Türkiye’de geleneksel ahşap yapılarda farklı şekillerde uygulanmış eğik eleman düzenlemeleri görülmektedir. Düşey taşıyıcıları sadece kolonlardan oluşan çerçeve sistem betonarme yapılar depremlerde sünek bir davranış göstermesine rağmen depremlerde istenen performansı genellikle gösterememiştir (Doğangün 2002). Bunun en önemli nedenlerinden biri ötelenmelerin büyük değerlere ulaşması sonucu yapının yıkılmasıdır. Betonarme perde duvarların taşıyıcı sistemde kullanımı ötelenmelerin önlenmesi için bir seçenek olmaktadır. Ancak perde duvarların sünekliği düşüktür ve yapı içindeki konumları yapının genel deprem davranışı açısından son derece önemlidir. Sözkonusu çerçeve sistemin bu eksikliğini gidermek için, bir seçenek olarak, geleneksel yapılarda uygulanan eğik eleman düzenlemelerine benzer eğik eleman düzenlemeleri dünyanın değişik bölgelerinde betonarme yapılara da uygulanmıştır (Şekil 6). Bu tür elemanların betonarme yapılara uygulanması konusunda İnş.Yük.Müh. Orhan Pekin ABD’de dahil çeşitli ülkelerde patentler almış ve bu yapıların depremde daha iyi performans göstereceğini belirtmiştir (Pekin 1999). Geleneksel ahşap yapılarda düşey ve eğik elemanlar arasındaki boşluklar taş, tuğla, kerpiç ya da ahşap malzemeyle doldurulmaktadır. Bu dolgu malzemelerinden genelde yapının taşıma gücüne bir katkı beklenmez. Kendilerinden beklenen ısı ve ses yalıtımını sağlamasıdır. Ancak bu dolgu malzemeleri taşıyıcı elemanlarla bağlantılarının zayıf olmaması ve özellikle de yüzeylerinin sıvalı olması durumunda dikmelerin ve eğik elemanların burkulmalarını önleyici yönde ve genel olarak da yapı rijitliğini artırıcı yönde katkıda bulunmaktadır. - Taş dolgulu Ahşap malzemenin zor temin edildiği özellikle sahile yakın bölgelerde taşıyıcı ahşap elemanların arası toplama taş ve çamur harcıyla doldurulmuştur (Şekil 7a). Diğer bölgelerde işlenmiş taş ve çimentolu harç kullanımına da rastlanmaktadır (Şekil 7b). Örneğin Safranbolu’da Küfünk taşı ve Yeğdane taşları harçla örülerek dolgu yapılmıştır (Tülay 1998). Taş ağır bir malzeme olduğundan yapı ağırlığını dolayısıyla da depremde yapıya etkiyecek deprem kuvvetini artırmaktadır. Diğer taraftan bunların taşıyıcı elemanlarla bağlantısı son derece zayıf olması deprem esnasında yüzeyindeki sıvanın ayrılması durumunda, boşluktan ayrılarak düşmesi sonucu ise yaralanmalara neden olabilmektedir. - Tuğla dolgulu Tuğla dolgulu duvar, sıvasız olarak 16. yüzyıldan itibaren 18. yüzyılın başına kadar uygulanmıştır (Tülay 1998). Taşıyıcı ahşap elemanlar arasındaki boşluklarda tuğlalar yatay, düşey, çapraz, balık sırtı şeklinde örülmektedir. Balık sırtı olarak yerleştirilen tuğla örülmesi derzlerin arasından akan yağış sularının ahşaba daha az zarar vermesi düşüncesiyle uygulanmıştır. Dolguda harç olarak çimentolu ya da çamur harcı kullanılmıştır. Çamur harcında, çatlamayı önlemek için saman parçacıkları kullanılmıştır. Bu teknik bugün beton için de kullanılmakta olup ince metal parçaları beton içine serpilmektedir. Şekil 8’de Bursa’da 1880’de ahşap taşıyıcı sistem olarak inşa edilen tuğla dolgulu bir yapı görülmektedir. Burada belirtilmesi gereken diğer bir önemli husus, ahşap işçiliğinin bozulmasıyla tuğla örülmesinde gösterilen özenin azalması ve tuğlaların gelişigüzel örülerek üzerlerinin sıvayla kapatılmasıdır. - Kerpiç dolgulu Ahşap taşıyıcı sistem arasında kalan boşluklar özellikle Orta Anadolu Bölgesi’nde bazen kerpiç elemanlarla doldurulmakta ve üzeri sıvanmaktadır (Şekil 9). Ahşap yapılarda kalıba dökülerek üretilmiş kerpiç elemanlar kullanıldığı gibi (Şekil 9b), elle kabaca düzeltilerek üretilmiş kerpiç elemanlar da kullanılmıştır (Şekil 9c). Bu şekilde inşa edilen yapılar ısı yönünden etkin bir geçirimsizliğe sahiptir (Akdemir 1997). - Ahşap dolgulu (dizeme) Bu sistemde taşıyıcı dikme ve eğik elemanların arası düşey ya da yatay olarak düzenlenmiş yuvarlak az işlenmiş dizemelerle doldurulmaktadır (Şekil 10). Dizeme
tekniği ile inşa edilen ahşap yapılar daha hafif
olacakları için diğer kargir dolgulu yapılara göre daha
küçük deprem yüklerinin etkisinde kalmaktadır. Diğer taraftan
bu dizemeler uçlarından taşıyıcı elemanlara
çivilerle çakıldığından, depremlerde diğer
dolgulardan farklı olarak basınca ve çekmeye çalışacaklar
böylece yapının deprem performansına olumlu yönde katkıda
bulunacaklardır. Ayrıca bunların, uçlarının
çakılmış olması nedeniyle, deprem esnasında
düzlem dışına devrilerek yaralanmalara neden olma ihtimali
de oldukça düşüktür. Bazı yapılarda dizemeler üzerine
yapılacak olan sıvanın daha iyi yapışması
için dizemeler üzerine yatay ya da yataya yakın olarak çıtalar
çakılmaktadır. Bu çıtalar, bağdadi yapılarda
olduğu gibi, deprem açısından yapının davranışına
olumlu yönde önemli katkı yapmaktadır. Özellikle Gerede’de
bu teknikle inşa edilmiş ve büyüklüğü 7.3 olan 1944 depreminde
ayakta kalmış yapıları hala görmek mümkündür. Sözkonusu
depremden sonra bölgede incelemede bulunan Cevad E. Taşman (1944)
hazırlamış olduğu makalenin tavsiyeler kısmında
“Ahşap evleri kagirlere tercih etmek...” şeklinde bir ifade
kullanmıştır. 2.4. Taşıyıcı sistemi yatay çıtlarla güçlendirilmiş (bağdadi) ahşap yapılar Bağdadi tekniğinde kalınlığı 1 cm, genişliği 2-3 cm civarında olan ince çıtalar ahşap karkas sistemin her iki yüzüne çakılmaktadır (Şekil 11). Ahşap yapılarda bağdadi tekniği 18. yüzyılın başlarında İstanbul’da uygulanmaya başlanmış olup daha sonra diğer merkezlere de yayılmıştır (Tülay 1998). Deprem bölgelerinde teknik inceleme yapanlar genellikle bağdadi yapıların deprem performansları hakkında olumlu görüşler aktarmışlardır. Bu konuda Bayülke (2004) tarafından 1970 Gediz depreminde “bağdadi” ahşap karkas yapıların “hımış” ahşap karkas yapılara göre belirgin bir biçimde daha iyi davrandıkları ve hasar düzeylerinin daha az olduğu belirtilmiştir. 2.5. Taşıyıcı sisteminde panel duvarlar bulunan ahşap yapılar Son yıllarda birçok ülkede, taşıyıcı sisteminde panel duvarlar bulunan ahşap yapılar ön plana çıkmaktadır. Türkiye’ye de lisanslı olarak ABD’de geliştirilmiş olan bu sisteme sahip ahşap yapılar üreticilere sunulmaktadır. Ahşap panel yapı sisteminde kalas gibi taşıyıcı ahşap elemanlar ve kontrplaklar fabrika ya da atölyede hazırlanarak inşaat mahalline getirilmekte ve çok kısa sürede monte edilmektedir (Şekil 11). Bu teknikle ahşap çerçeveye çivilenen kontrplak ya da fiber levhalar, yapının yatay yüklere karşı rijitliğini önemli ölçüde artırmaktadır. Ahşap panel yapıların yatay yüklere karşı dayanımı ve rijitliği; kullanılan levhaların kalitesine, kalınlığına ve ahşap taşıyıcılara çivilenme düzenine bağlı olarak değişmektedir. Yapım
süresinin çok önemli olduğu bir durumla, depremden sonra depremzedelerin
barınma sorununun çözümünde karşılaşılmaktadır.
Bu durum için ömrünü birkaç yılda tamamlayacak geçici konutlar
yerine, ahşaptan kalıcı konutları bu kısa sürede
yapma imkanı varsa, ahşap konutlar inşa edilebilir. Bu
durum hem depremzedelerin, acil barınma sorununu çözmek hem de
uzun süre kalmalarını temin etmek bakımından daha
akılcı görünmektedir. SONUÇLAR VE ÖNERİLER Türk yapı yapma geleneği son derece zengin bir ahşap yapı kültürüne sahip olmasına rağmen, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren çağdaş yapım tekniklerinin ortaya çıkmasıyla birlikte özellikle 1999 Kocaeli ve Düzce depremlerine kadar ahşap yapım tekniği bir kenara atılmış ve unutulmaya yüz tutmuştur. Bunun yanında gelişmiş birçok ülkede ise, gelişen teknoloji ve bilgi birikimiyle taşıyıcı sistemlerinde yenilikler yapılan ahşap yapılar inşa edilmeye devam etmiştir. Bu çalışmada; geleneksel yapılarda uygulanan taşıyıcı sistemler tanıtılıp bunların taşıyıcılık özellikleri irdelenerek, depremle birlikte yaşamak zorunda olan Türk toplumunun, yapı yapma geleneğinde zaten var olan ahşap yapıların deprem karşısındaki avantajları ortaya konularak bu geleneğin sürdürülmesinin gerekliliği vurgulanmaya çalışılmıştır; Eğik elemanları bulunmayan ve taşıyıcı sistemi düşey dikmelerden oluşan ahşap yapılar, düşey yükler için yeterli dayanımı gösterse bile bunların deprem gibi yatay yükler etkisinde ahşabın üstün olduğu çekme ve basınca çalıştırılmaması nedeniyle- yeterli performansı göstermesi son derece zordur. Ahşap yapıların taşıyıcı sisteminde eğik elemanların kullanılması yapının deprem performansı açısından son derece önemlidir. Çünkü bu sistemde ahşap elemanlar üstün oldukları lif doğrultusunda çekme ve basınca çalıştırılmaktadırlar. Özellikle temel ve birleşim bölgelerindeki bağlantı detaylarının da yeterli olması halinde bu sisteme sahip ahşap yapıların depremi az hasarla atlatma ihtimali yüksektir. Geleneksel ahşap yapıların deprem durumunda en zayıf yanlarından biri temellerinin uygun inşa edilmemesi olarak gözükmektedir. Ahşap elemanlar çoğu durumda iri taşlara herhangi bir bağlantı elemanı kullanılmadan mesnetlenmiş ya da kagir bir duvar üzerine oturtulmuştur. Bu tür temellere oturtulmuş yapılarda deprem durumunda ahşap üst yapı ne kadar mükemmel olursa olsun temel yetersizliği nedeniyle hasar beklenebilir. Oysa ahşap yapı ya tamamen ahşap (özellikle kestane ağacı gibi) ya da betonarme bir temel sistemine mesnetlenmesi durumunda, yapının temel nedeniyle depremde hasar görmesi zorlaşacaktır. Ahşap
taşıyıcı elemanlar arasındaki boşluklarda
kullanılan dolgu malzemesinden genelde yapının taşıma
gücüne bir katkı beklenemez. Ancak bu durum kullanılan dolgu
malzemesinin özelliklerine göre de değişmektedir. Bağlayıcılık
özelliği düşük çamur harcıyla oluşturulmuş
bir taş dolgu hem yapının ağırlığını
artırdığından hem de depremde düzlem dışı
kolayca devrildiğinden yapının deprem performansını
olumsuz yönde etkilemektedir. Oysa dizeme tekniği ile oluşturulmuş
bir ahşap dolgu, deprem esnasında yapının dayanımına
ve rijitliğine önemli katkılarda bulunabilmektedir. Özellikle
de sıva tutması amacıyla bu dizemeler üzerine çakılan
ahşap çıtalar bu katkıyı daha da artırabilmektedirler.
Dolayısıyla temellerinin ve temel bağlantılarının
da yeterli olması durumunda deprem açısından dizemeli
sistemin en uygun sistem olduğu söylenebilir. KAYNAKLAR Akdemir Z, (1997), Batı Karadeniz bölgesi yerleşmelerinde geleneksel konut kültürüne bağlı biçimsel ve yapısal kurgu özelliklerine ait ölçütler, Doktora tezi, YU. Avlar E (2002), Ahşap çerçeve yapıların strüktürel tasarımı,Deprem bölgelerinde yapı üretimi sempozyumu, YTU, İstanbul Pekin, O., “ Deprem-körfez faciası, depreme dirençli betonarme inşaat sistemleri- hasar gören binaların kurtarılması”, ISBN:975-96624-0-X, Form Matbaacılık, 1999, 95 sayfa. Bayülke N, (2004), Ahşap yapılar ve deprem, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Deprem Araştırma Dairesi. Cooben K.E., (2004), Recent Developments in the seismic design and construction of woodframe buildings, Earthquake engineering from engineering seismology to performence- based engineering Edited by Bozorginia Y and Bertoro V.V., CRC Pres. Çobancaoğlu T, (1998), Türkiye’de ahşap evin bölgelere göre yapısal olarak incelenmesi ve restorasyonlarında yöntem önerileri, Doktora tezi, MSU Mimarlık Fakültesi. Doğangün A, (2002), Betonarme yapıların hesap ve tasarımı, Birsen Yayınevi, ISBN: 975-511-310-X, 800 sayfa. Gülhan D, Güney İ Ö, (2001), Marmara depremi hasar tespiti çalışmalarından izlenimler, Mimarlık sayı:299, sayfa:43-45. Gülkan P, Langenbach R, (2004), The earthquake resistance of traditional timber and masonry dwellings in Turkey, 13th World Conference on Earthquake Engineering, Paper No. 2297, Vancouver, B.C., Canada, August 1-6. Küçükerman Ö, Güner Ş, (1995), Anadolu mirasında Türk evleri, Kültür Bakanlığı yayınları, İstanbul. Komut E. M, (2001), Depreme dayanıklılık: Geleneksel yapılardan alınacak dersler, Mimarlık sayı:299, sayfa:33-40. MiTek-Turkiye, (2004), Ahşap yapı sistemleri, http://www.mii.com/turkey/ Odabaşı Y, (1997), Ahşap ve çelik yapı elemanları, Beta Basım Yayın Dağıtım, İstanbul. Parsa A. R, (2001), Geleneksel yapıların depremden sonraki durumları hakkında bir çalışma, Mimarlık sayı:299, sayfa:41-42. Taşman C.E., (1944), Gerede-Bolu depremi, Maden Tetkik ve Artama Dergisi, sayı 31, 1944, sayfa:134-137. Tobriner S, (2000), Wooden architecture and earthquakes in Turkey: a reconnaissance report and commentary on the performance of wooden structures in the Turkish earthquakes of 17 August and 12 November 1999, International Conference on the Seismic Performance of Traditional Buildings, Istanbul, Turkey, Nov.16-18. TS647, (1979), Ahşap yapıların hesap ve yapım kuralları, Türk Standardları Enstitüsü, Ankara |
||