» Haberin devamı...

Ahşap dünyasının en büyük sorunu
AHŞABIN UNUTULMASI

Yüksek Mimar Atilla Yücel: “ Ahşap malzemenin yapıda kullanımı öyle çok kolay artmayacak, bu bir süreç meselesi. Ben bu yolu üreticinin, mimarlık mesleğinin ve pazarın beraber yürüyeceğini düşünüyorum. En önemli nokta tüketicinin ilgisini çekmektir. Dolayısıyla birbirinden etkilenen bir döngü sözkonusu. Döngünün etkin kişisi de tasarımcıdır. Tasarımcıyı çekecek olan da sektörün yanılma riski olmayan, dönmeyen, bozulmayan ahşabı tüketiciye sunabilmesidir. “

Sohbetimize okuyucularımıza sizi ve mimarlık ofisinizin çalışmalarını tanıtarak başlayalım dilerseniz. Sonrasında da ahşap malzemenin yapıda kullanımı ile ilgili fikirlerinizi alalım.

İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu bir mimarım. Mezun olduğum günden itibaren öğretim üyeliği hayatım başladı ve üniversiteden bir süre önce ayrıldım. Öğretim üyeliği süreci içerisinde yaptığım projelerle mimarlık uygulamalarım artarak devam etti. Ardından 1983 yılında kurduğum ofiste çalışmalarım daha da ağırlık kazandı ve bu ağırlık beni üniversiteden ayrılmaya kadar götürdü. Kurulduğumuz günden bu yana biraz daha profesyonelleşerek ağırlıklı olarak projeler yapıyoruz. Bu projeler büyük ölçekli olabildiği gibi küçük ölçekli bazen de eski yapı restorasyonları ve yeni yapılar şeklinde olabiliyor. Farklı işlevsel kullanım amaçları olan yapılar konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Sizce Türkiye’de ahşap mimari yeterince önemseniyor mu?

Hayır, önemsenmiyor. Son yıllarda çevre bilincinin biraz artması ve mimarlık ortamının farklı rüzgarlara kapılarak yol alması biraz daha geniş görüşün egemen olmaya başlaması ile meslektaşlarımız arasında ahşabın güncel amaçlarla bugünün mimarisi için kullanılabilir bir malzeme olabileceği konusunda umutlar yenileniyor. Tasarımcılar ve inşaatcılar açısından ahşabın olması gerektiği yerde olduğunu söylemek mümkün değil. Bunun çeşitli nedenleri var. Aslında bu ülkenin bugünkü ve dünkü kültür coğrafyasının değişik bölgelerinde, değişik yörelerinde ahşabın çok farklı kullanımları olduğunu biliyoruz. Doğu Karadeniz Bölgesi’nden, Batı Anadolu’ya, yaylalarımıza kadar çok farklı bir ahşap yapı geleneğine sahibiz. Kaplanan ahşap, kaplanmayan ahşap, strüktürel ve yığma ahşap olarak pek çok farklı türde ahşabı kullanmışız. Tüm bunları bugüne uyarlamak tabi ki sözkonusu değil. Çünkü ahşap endüstrisi, ekonomisi ve hammadde kaynaklarının durumu aynı değil ama geçmişinde böyle bir ahşap kültürüne sahip olan bir toplumda ahşabın çok daha fazla kullanılması beklenir.  Bugün bizlerle benzer ahşap kültürlerine sahip, Japonya’nın, Finlandiya’nın, Norveç’in ya da bizim kadar eski bir kullanım tarihi olmasa da Amerika’nın modern mimarisinde ahşabın azımsanmayacak kadar ciddi bir yeri var. Biz de batılılaşma, modernleşme, yönetmeliklerin ahşaba uygun olmaması, ahşabın kıtlaşması gibi nedenlerden ötürü ahşap yapım kesintiye uğramıştır. Biz ahşabı yapıda az kullanıyoruz. Bugün mimarlar ve tasarımcılar arasında ahşabın değer kazanmasının bir başka nedeni de yaşanan deprem felaketleri sebebiyle niteliklerinin daha iyi farkına varılması, kültür bilincinin gelişmesidir. Dünyada değişik ülkelerde tasarımcıların ahşap kullandığı örnekleri giderek daha fazla görüyoruz. Yeni mimarlar kuşağı ahşabı yeniden düşünmeye başlıyor.

Bugünkü ortamda ahşabın yapıda kullanımı arttırmak adına neler yapılabilir?

Bu ülkede yeterince ahşap malzeme var. Bu malzemenin yeterince işlenip işlenmemesi, teknolojinin yeterli olup olmaması benim konum değil. Orman mevzuatları, yapım sektörüne ahşap malzeme sunacak işletmelerin büyüklüğü de malzeme kullanımında etkilidir. Burada elbetti ki ürün kaynağı olarak bazı sınırlarınız var ve bu sınırlar ahşabın yapıda daha sık kullanılmamasında pay sahibi. Tüm bu koşulların ötesinde ahşapla ilgili çok ciddi bir bilgi eksikliği olduğuna inanıyorum. Bu eksiklik hem sektörün hem tasarımcıların hem de eğitim kurumlarının yetersiz bilgisi. Bugün mühendislikte ahşabın bir strüktürel malzeme olarak olanaklarını mühendislik dizaynına dönüştürebilecek bilgiler verilmiyor. Bugünkü bilgiler bir zamanlar bizim okuduğumuz mühendislik okullarında verilen bilgiler kadar bile değil. O zamanlar ahşabın hesap ilkeleri mimarlara öğretilirdi. Bugün ne strüktür tasarımcısı mühendis ne de bu bilgileri inşaat alanında ürüne dönüştürecek malzeme üreticisinin bilgisi yeterli. Maalesef çok büyük bir eğitim boşluğu var. Yakın zamana kadar çelik için de benzer şeyler belki tartışılabilirdi . Bugün çelik belki biraz daha yerleşmeye başladı. Ahşap için duruma baktığımızda ise kimse ahşabı bilmiyor. Ahşap büyük ölçüde bir mimari bütünün tamamlayıcı unsuru olarak görülüyor. Ahşap kaplama elemanı, yüzey elemanı, bitim elemanı veya sabit bir donanım elemanı olarak biliniyor. Bir yapı bütününü ahşap olarak düşünmek pek de alışık olduğumuz bir durum değil. Türkiye’de buna yönelik kullanım da parmakla gösterilecek kadar az. Restorasyon, ahşabın kullanımını destekleyen  alanlardan biri. Çünkü orada ahşap kullanmak durumundasınız. Türkiye’de bir ahşap yapı stoğu olduğundan ve restorasyonun betonarme olarak inşa edilen yapının ahşapla kaplanması olarak anlaşıldığı dönemler biraz daha geride kaldığı için, iddialı restorasyon örnekleri karşımıza çıktığında ahşabı bilmek zorunlu hale geliyor. Bilinçli ve ahlaklı restorasyon örneklerinde, ahşabın bileşim detayından çivinin kesitine kadar inceliklerin düşünüldüğü çalışmalar görülüyor. Bu ahşaba hayırlı bir katkı. Restorasyonlarda yapılan ayrıntılı çalışmalar olmasaydı yeni tasarımcı için ahşabın sınırları çok daha gerilerde olurdu. Ahşap bir mühendislik malzemesi olarak kullanıldığı zaman ancak hak ettiği yere ulaşacaktır.

Ülkemizde betonarme tarzı yapılanmadaki yanlışlar ahşabın yeniden doğuşunu destekleyebilir mi?

Ülkemizde sadece ahşap yapılanmada değil yaygın olarak kullanılan betonarmede de yanlışlıklar yapılıyor. Bunun en büyük göstergesi de yaşadığımız depremdi. Çok sınırlı bir mimarlıktan değil de daha geniş bir mimariden bahsedersek, malzemenin zamana dayanımının çok fazla hesaba katılmadığı, taşıyıcı sistemlerin yanlış kullanıldığı örnekler çok fazla. Ahşap yapı daha az kullanıldığı için elbette ki yanlışları çok daha fazla oluyor. Bugün standart bir mimar ya da bir mühendis ahşapla ilgili hiç bir bilgiye sahip değil. Ne malzeme ne strüktürel yapı ne de kimyasal yapısı itibari ile ahşabı bilinmiyor. İyi ve doğru kullanıldığında her malzeme güzeldir ama insan doğal bir malzeme olan ahşaba daha yakındır. Buna rağmen ben bir müşteriye yapınızın tamamını ahşaptan yapacağım dediğimde tepki göstermesi doğal çünkü ahşap yapı unutulmuş. Bunun sebebi de bugün içinde bulunduğumuz kültürel, ekonomik, sosyolojik yapı. Bence unutulmak ahşap dünyasının en büyük sorunu. Günümüzde kütük evler talep ediliyor ama ahşap ev hiç talep edilmiyor. Betonarme binalar ahşap görünümlü plastik kaplamalarla kaplanıyor. Bunu iyi ya da kötü diye söylemiyorum ama ahşap imajları ile ahşap kullanımının hiç bir ilgisi yok. Ahşap kullanımında günlük bilgilerimizde ciddi boşluklar var. Kısacası ahşabın bugün layık olduğu yerde olmamasında üreticinin, mimarın, tasarımcı mimarın payı var.

Ahşapla ilgili çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Üniversitede asistan olduğum ilk mimarlık yıllarımda üniversite çerçevesinde yaptığımız bir takım projelerde restorasyon ile karşı karşıya geldim.  Bu zamanlardaki bilgim ahşap bilgisi değil ahşap bilinci idi. Benzer şekilde üniversite öğrencileri ile ahşap mimarisinin yaygın olduğu yerlerde yapmış olduğum yapı röleveleri, kentsel araştırmalar oldu. Bu devri ahşapla çalışma olarak adlandırabilirim. 1983 yılında İstanbul’da mütevazi bir ahşap yapının restorasyonu ile karşı karşıya geldim. O dönemlerde ahşap restorasyonu binayı yıkıp yerine betonarme bir bina yapmak ve ardından da ahşap kaplamaktı. Anıtsal yapılar ve çok nitelikli ahşap yapılar dışında yapının ahşap olarak restore edilmesi pek o kadar da alışılmış birşey değildi. Biz zor işe niyetlendik. Sınırlı ekonomik koşullar altında yapıyı yıkmadan bazı parçaları değiştirerek, ıslah ederek ahşap yapı olarak yaşamasını sağladık. Bu çalışma bana ahşap yapıyı ahşap olarak restore etmenin imkansız olmadığını, pahalı olmak zorunda olmadığını ve nitelik olarak azla yetinmek zorunda kalınmayacağını öğretti. Daha sonraki yıllarda tamamen ahşap olarak restore ettiğimiz bir çok çalışmamız oldu. Bazen strüktürün sorunlar çıkardığı yerde taşıyıcının bir kısmını çelik bir kısmını ahşap olarak uyguladığımız oldu. Tasarımcı olarak birlikte kullanmalara açığım. O kadar da kategorik davranmam, malzemeye karşı bir bağnazlığım da yok. Büyük ölçekli ahşap yapıların restorasyon projeleri ile karşı karşıya kalmam Bursa’da 19.yy. sonlarından kalma ciddi bir ahşap strüktürü olan bir yağ fabrikası kompleksinin geleceğe dönüştürülmesi projesinde oldu. Restorasyonla ilgili çalışmalarımın sayısı herhalde 10’u geçer, bir kaçı uygulanmış, bazıları ise projedir. Farklı yapım tekniklerini kulllandığımız projelerimizde lamine ahşabı ve ahşap levhaları da tercih ediyoruz.

Ahşap sektörüne veya mimarlara ahşap kulllanımı ile ilgili önerileriniz var mı?

Bu çok kolay yanıtlanabilecek ve yanıtı da tatmin edici olacak bir soru değil. Ahşap malzemenin yapıda kullanımı öyle çok kolay artmayacak, bu bir süreç meselesi. Ben bu yolu üreticinin mimarlık mesleğinin ve pazarın beraber yürüyeceğini düşünüyorum. En önemli nokta tüketicinin ilgisini çekmektir. Dolayısıyla birbirinden etkilenen bir döngü sözkonusu. Döngünün etkin kişisi de tasarımcıdır. Tasarımcıyı çekecek olan da sektörün yanılma riski olmayan, dönmeyen, bozulmayan ahşabı tüketiciye sunabilmesidir. Ahşabın yeniden geliştirilmesi için ahşap bilgisinin çok ciddi şekilde verilmesi gerekir. Bu da ancak ahşabın okulların gündemine alınması ile sözkonusu olabilir. Bu doğru bir hedeftir ve zaman önemlidir. Tasarımcıların elbette diğer materyallerle birlikte ancak ağırlıklı olarak ahşabın dilini kullanan yapılar tasarlamaları ve bunların kullanılabilirlik açısından daha avantajlı yapılar olması çok önemli. Belki okullarda öğrencileri ahşaba yöneltecek, özendirecek programlar düzenlenebilir. Öğrenci yarışmalarının düzenlenmesi söz konusu olabilir.

Görüştüğümüz mimarlar tasarımda çok da özgür olamadıklarından, müşterilerinin tasarımlarını kısıtladığından bahsediyorlar. Sizce kısıtlanan mimar mı ahşabı müşterisinin beğenisine sunmakta zorlanıyor.

Ben bu konunun Türkiye’ye özgü olduğunu düşünmüyorum. Dünyanın birçok yerinde müşteri isteğini mimara iletir. Bu bir bilinç yetersizliği gibi de görülebilir ama aslında kültürel bir mesele. Ben kısıtlanmaktan çok olanakların sınırlılığını önemli buluyorum. Ahşabın iyi kullanımına erişememe durumu müşterinin mimarını yönlendirmesinden daha önemli. Bir mimar ahşabı bilmiyorsa müşterisine tavsiye edemeyecektir. Çünkü ahşap bilinmiyor, imar yönetmelikleri, yangın yönetmelikleri ahşaba mantıklı olmayan sınırlar getirebiliyor. Konut bireysel bir yapıdır ve orada müşterinin istekleri bazen çok daha baskın çıkabilir ama ticari bir mekanı yaratırken daha özgür olabilirsiniz. Bizim toplum olarak yapılamayan işlerimizi bir aktöre bağlamak, sınırlara takılmak gibi düşüncelerimiz var.

Bence aktörlerden çok ortamın koşulları daha önemli olmalı. 

 

 » Ana Sayfa